Yüzen adalarımız

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu:

Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu

 

 

 


Doğal oluşmuş yüzen adaları Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İhsan Bulut’dan duydum. Hoca “Türkiye bir yüzen ada cenneti” diyordu. Daha sonra Bingöl’ün il ambleminde yüzen ada olduğunu gördüm. Adı bana bin tane gölü olduğunu düşündüren bu ilimizin yüzen adası da olması normal. Fakat bizim bundan millet olarak habersiz olmamız çok tuhaf. Sonra yüzen adayı yat sanıyoruz!

Hocaya göre, rüzgarla hareket eden yüzen adalar, bitki kök ve saplarının, canlı kök ve çürüklerinin birikmesi ve yapışıp sıkı keçemsi bir doku oluşturmasıyla meydana geliyor. Rüzgarla yer değiştiren adalar, büyüklüklerine göre sırıklarla da itilebiliyor. Oluşumu yüzlerce hatta binlerce yıl süren adaların bilinçsiz yararlanma sonucu kısa sürede yok olabileceğini ve bu nedenle turizme kazandırılması kadar korunması da önemli sayılıyor. Bu doğa harikalarını mutlaka görmeli ve Bulut’a şimdi geç kalmadan kulak vermeliyiz.

Maalesef Türkiye’de yüzen adaları sadece yerel nüfus biliyor. Bulundukları yerlerde halk tarafından farklı adlandırılmışlar. Prof. Dr. Bulut Hoca yüzen adaların yerel adlarını şöyle: Akşehir Eber Gölleri’ndeki yüzen adaya “Giden Ada” demişler. Başka yerlerde Hopa, Hopal, Saz, Sazak gibi isimler de verilmiş. Bunların hepsi bu adaların hareketli olduğunu gösteriyor. Rize’de yüzen adaların adına “Post veya Posti” diyorlar. Yani vücutla ilgisi kalmamış bir deri gibi; adanın hiç bir yerle ilişkisi yok…

Bulut’a göre Türkiye’de yüzen adalar yeterince tanıtılamamış. Yüzen adalar biyolog ve zoologlarca çalışılması gereken konular. (Hoca, meteorolog demediği için çalışma konusunu üstüme hiç almıyorum! Ama bana dibe hiç değmeden suyun üstünde yüzen ve üzerinde ağaç yetişen bir cisim ilginç geliyor. Kara parçasına benzeyen bu cisim nasıl oluyor da sudan hafif oluyor?) Tanıtılması ve turizme açılması önemli ama korunması ve sürdürebilirliği daha da önemli.
Stockings porn