Şehrin sonu geldi mi?

Gündüz VASAF:

Gunduz-Vassaf_1799_1388856258


Avcıydık. Toplayıcıydık. Hareket halindeydik. 10.000 yıl önce tarımı keşfettik. Yerleşik düzene geçtik. Duvarlar ördük. İçimize kapandık. Yediğimiz, içtiğimiz ayağımıza geldi. Zamanla doğadan koptuk.

200 yıl öncesine kadar, ABD dahil, birçok ülkede toplam nüfusun % 80 kadarı, kırsal bölgelerde, köylerde, kasabalarda oturuyordu. Sanayi devrimi türümüzün yaşam biçiminde, ilişkilerimizde devrim yarattı. Şehirlerdeki fabrikalara göç başladı. Artık dünya nüfusunun çoğunluğu şehirlerde oturuyor. Bugün Meksiko City, Mumbai gibi tek bir şehirde yaşayan insan sayısı, türümüzün 80.000 yıl önce ilk Afrika’dan yola koyulduğundaki toplam sayısından kat kat fazla.

Türümüzün ruh sağlığı açısından şehirden tehlikeli bir yer yok.

Bu patolojik yaşam koşulları sayesinde var olan ilaç sanayiinin vücudumuzu ve duygularımızı denetleyen kimyasal haplar, evlerimizde saatlerce önünde mıhlanıp kaldığımız, beyin dalgalarımızı uyuşturan televizyonlar, bizleri tüketim müptelası yapan nesneler olmasa, bir arada yaşayabilmemiz mümkün olmazdı. Otomobillerimize park yeri bulabilmek için birbirimizle kavga etmemiz, birbirimizi öldürmemiz, bu vahşi ortamın bir ifadesi.

Aymazlığımız büyük ölçüde (biz bu dünyadan gelip geçerken) şehirlere kalıcıymış gibi bakmamızdan kaynaklanıyor. Oysa 20. yüzyılın başında şairlerimiz bile fabrikaları, makineleri överken, bugün bu hilkat garibesi binaları yıkar olduk. Artık, sanayinin insanı robotlaştırdığının, işçi sınıfını yabancılaşmaya mahkûm ettiğinin, çevreye zehir saçtığı, doğal kaynakları tüketip katlettiğinin bilincindeyiz.

Geleceğin şehir mimarisi, eskinin yık-yap yaklaşımını tekrarlamak yerine esnek olmaya, ilerisi için aklımızdan bugün geçmeyen çok amaçlı kullanımlara açık olmalı. İç mekânlarda duvarlar, odalar, merdivenler, tavanlar yer ve şekil değiştirebilmeli. Değişen ihtiyaç ve kullanım amaçlarına göre, lego gibi biçimden biçime geçebilmeli.

Kaynak: Mevcut Yazının Devamı İçin Tıklayınız…
Stockings porn