Tebdil-i Kıyafetle Hasankeyf’e Gittim

hasankeyf

 

 

 


Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, Anadolu Ajansı Editör Masası’nda, AA’nın yurt dışı temsilcileri, bölge müdürleriyle Ankara’da görev yapan birim editörlerinin gündeme ilişkin sorularını cevaplandırdı.

Bir gazetedeki haberde, Hasankeyf gibi tarihi kültürel değerleri olan yerlerde yapılacak barajlar için Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu uygun bulmasa da baraj yapımının gerçekleştirilebileceği ileri sürülüyor. Tarihi kültürel eserlerin yer aldığı bölgelerle ilgili tartışma geçmişten beri sürüyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz? sorusu üzerine Prof. Dr. Veysel Eroğlu, devletin, bütün kurumlardan görüş alarak ve bütün araştırmaları yaparak bir karar verdiğini, Ilısu Barajı’nın şu anda verilmiş bir karar olmadığını söyledi.

Bu barajın çalışmalarının 1970 yılında başladığını ifade eden Prof. Dr. Eroğlu, Hatta ben geldiğim zaman arkeolojik kazılarla alakalı ODTÜ ile bir anlaşma vardı, onun parasını ödüyorduk. Daha sonra Kamu İhale Kanunu çıkınca, protokolle Kültür ve Turizm Bakanlığı’na aktardık. En azından ben geldiğim zaman kucağımda buldum Ilısu Barajı’nı dedi.

Kendisinin araştırmadan karar vermediğini ve ilk DSİ Genel Müdürü olduğunda tebdil-i kıyafetle Hasankeyf’e gittiğini anlatan Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu, vatandaşlarla konuşarak durumu öğrendiğini ve bölgedeki eserleri teker teker gezdiğini belirtti.

Bu bölgenin Artuklu Türklerinin mekanı olduğuna işaret eden Prof. Dr. Veysel Eroğlu, şunları kaydetti:

Tarihi bir yer. Hasankeyf’i gördükten sonra bende bir gönül bağı oluştu. Orada Artuklu Köprüsü’nün taşlarını sökmüşler, gecekondu yapımında kullanmışlar. Kale kapısı dediğimiz şey neredeyse yıkılmak üzere. Zeynel Bey Türbesi’ne tekme atsak çökecek durumda. Yani tarihi eserlerin tamamını harap etmişler. Turistlere baktık, turist falan yok, yılda 15-20 turist geliyor. Karar verdim, dedim ki: Burayı, gerçekten buranın en güzel ilçesi yapalım.

Bunun için 3 yıl uğraştığını, bütün kurum kuruluşlarla görüştüğünü dile getiren Prof. Dr. Eroğlu, şöyle devam etti:

Önce dediler ki: Hasankeyf’i baĢka yere taĢıyacaklar; bu insanları göçe zorlayacaklar. Hemen Hasankeyf’in yanında, yamaçta muhteĢem bir alanı seçtik, orada bir göl oluĢtuktan sonra bir tarihi yarımada, Ġstanbul’a benzer bir yarımada, orayı da kültürel park alanı ilan ettik. Bütün resmi daireler şu anda yapılıyor.

Ayrıca tarihi yarımada dediğimiz alana açık müze yapılacak. Bir de sadece 8 eser su altında kalıyor. Onlarla alakalı da ‘Ne istiyorsunuz, bunu taĢıyabiliriz. Muazzam teknikler var, biraz yukarı taĢıyacağız. Ġkincisi, istiyorsanız orada muhafaza ederiz Nitekim Zeynel Bey Türbesi’nin 200-300 metre ileride aynı yamaca taĢınması talimatı verildi. Tarihi eserleri kesinlikle koruyoruz.
Üstelik Hasankeyf’in yeniden doğuĢu, tarihi eserlerin kurtarılması için Ilısu Barajı bir Ģanstır. Ilısu Barajı olmazsa kimsenin Hasankeyf’i hatırladığı falan yoktu. Arkeolojik kazıları hiç kimsenin hatırladığı yoktu. Tunus’tan sonra dünyada en büyük mozaik müzesi Gaziantep’te. Bu baraj sayesinde çıktı. Ilısu’daki toprak altında kalan bütün eserler, baraj sayesinde ortaya çıktı.

 
Stockings porn