Türkiye’de sulak alan miktarı 1 milyon 640 bin hektara ulaşmıştır

Eroğlu, Bakanlıkta düzenlenen Dünya Sulak Alanlar Günü etkinliğinde, sulak alanlarla ilgili çalışmalar hakkında bilgi verdi. Ramsar Sözleşmesi’nin imzalandığı tarih olan 2 Şubat’ın Dünya Sulak Alanlar Günü olarak kutlandığını belirten Eroğlu, bu yılın temasının sulak alanlar ve turizm olduğunu ifade etti.

Eroğlu, Türkiye’de yıllarca sulak alanların öneminin bilinmediğine işaret ederek, Belki o zaman bir mecburiyet vardı. Devlet, sıtma hastalığı sebebiyle o tarihlerde bataklıkların bir an önce kurutulmasını istiyordu. Bu durum o zaman için belki mazur görülebilir. Artık böyle bir durum söz konusu değil. Sulak alanları kurtarıyoruz. Emeği geçen herkesi gönülden tebrik ediyorum dedi.

Sulak alanların, aynen ormanlar ve meralar gibi karbondioksiti yutarak, havaya oksijen verdiğini dile getiren Eroğlu, ayrıca sulak alanların balık, kuş türü gibi bir çok biyolojik çeşitliliğe de yaşam alanı sunduğunu söyledi.

Eroğlu, sulak alanların turizmin gelişmesi, yeraltı suyunun beslenmesi ve dengelenmesi konusunda da büyük faydaları olduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

”Atalarımız, kuşların korunması için bir sürü vakıf kurmuşlar. Başka bir medeniyette bu yok. Binaların, camilerin duvarlarına kuşluklar yapmışlar. Osmanlı parklara, ormanlık, yeşil alanlara kuşların su ihtiyacının karşılanması için ‘sulak’ dediğimiz yapılar yapmışlar. Maalesef zaman içinde bunlar tahrip edilmiş. Bu sene biz de bütün yaban hayatı için büyük bir gayret gösterdik. Bunlar devletin asli görevlerinden birisidir. Ekolojik dönüş çevriminden birisini çektiğiniz zaman ekolojik denge bozuluyor. Bunun da zararı bütün insanlara hatta küresel iklim değişikliğine kadar varıyor.

Geçen sene bazı basın mensuplarının bilmeden sulak alanlar kayboluyor diye yazdığını anımsatan Eroğlu, Türkiye’deki sulak alan miktarının şu anda 1 milyon 640 bin hektara ulaştığını ve sulak alanların gitgide büyüdüğünü ifade etti.

Eroğlu, geçmişte sulak alanların planlanması diye bir şeyin söz konusu olmadığını vurgulayarak, 2003’te 3 ve 2011’de 27 sulak alanın projelendirildiğini, 2012’de de 32’sinin daha planlanacağını anlattı.

İçme ya da sulama suyu eylem planları gibi sulak alanlar konusunda da eylem planları hazırladıklarını kaydeden Eroğlu, şöyle devam etti:

”Sulak alanları koruyacağız, muhafaza edeceğiz ve daha da artıracağız. Bazıları geliyor, sulak alanlarla ilgili talepleri oluyor, müsaade etmiyoruz. Her talep eden yapamaz. Türkiye’de ilk defa biz kırmızı noktalar belirledik. Bunlardan bazıları sulak alanlar, milli parklar ve yaban hayatıdır. Bazıları dağların elden çıktığını söylüyor. Yok öyle şey. Müsaade etmiyoruz. Türkiye önemli kuş göç yolları üzerinde yer alıyor. Kuşların besleneceği sulak alanların korunması gerekiyor. Sulak alanlarının korunmaması çok büyük bir kayıp olur. Kuş göç yolları üzeri için rüzgar santralleri veya maden faaliyetleri için talepler geliyor. Yetkililere, ‘bunları kesinlikle işaretleyeceksiniz, koordinatlarını belirleyeceksiniz ve bunları yasak alan, kırmızı alanlar diye Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına bildireceksiniz’ diye talimat verdim. ÇED için gelen ya da bizden izin almak için gelenlere yasak diyoruz. Kuşlar, genleri vasıtasıyla izledikleri yollarda bazen rüzgar santrallerine çarpabiliyor. Ülkemiz kalkınacak ama bu doğru yerde doğru tesis yapılarak olacak. Buraya gelen her talebe izin vermiyoruz.

Veysel Eroğlu, 2012 yılında ülkedeki sulak alanlara gözlem kulesi ya da ziyaretçi merkezi yaparak turizme kazandırmayı planladıklarını sözlerine ekledi.

Kaynak :Zaman Gazetesi

Haberin Devamı:http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=1239216&title=eroglu-turkiyede-sulak-alan-miktari-1-milyon-640-bin-hektara-ulasmistir

Stockings porn