Balık yemek asla sadece balık yemek değildir..!

Memleket tezgahlarında ve mutfaklarında ‘semiyotik’ tur: Gayrimüslim yiyeceği olarak fişlenen balığın muhafazakâr sofralara dönüşü nasıl oldu?

Üst perdeden açıyorum, yüksek müsaadenizle: ‘Balık yemek asla sadece balık yemek değildir!’ Şöyle ki, bu hafta meselenin ilmi, tarihi ve sosyal içeriğine bakıp memleket tezgahlarında, mutfaklarında ‘semiyotik’ yapacağız. Norveçli akademisyen Stale Knudsen’in Trabzon’da (Çarşıbaşı ilçesinde) uzun zaman geçirerek kaleme aldığı, İstanbul ve Trabzon’daki balık tüketimi vesilesiyle, kimlik müzakerelerine baktığı, 2006’da yayımlanan nadide makalesi zihnimizi ziyadesiyle açtı.

Yazar başta kimlerin balık yiyip kimlerin yemediğine dair oldukça manidar bir soru sormuş; devamında Bizans, Osmanlı ve Cumhuriyet yerleşkelerinde, muhafazakârlık ve çağdaşlık üniteleri içinde deniz ürünü tüketenlerin ve tüketme halinin kıymetini aramış.

Makaleden mühim bir not: Geçen 10 yılda Türkiye’de kişi başı balık tüketimi 7-8 kg. Bu rakam Karadeniz’de kişi başı 25, İstanbul, İzmir ve Ankara gibi illerde 16, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da ise 0.5 kg. Dünya Gıda Örgütü rakamlarıyla kıyaslayınca, bu ortalama son derece düşük. Suya bu kadar yakın bir ülke olmamızdan mülhem, rakam düşük olduğu kadar enteresan da. Ezcümle, öyle balık hastası millet falan değiliz.

Kaynak :Radikal Gazetesi

Haberin Devamı:http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1047669&Yazar=TAN MORGÜL&Date=29.04.2011&CategoryID=41

Stockings porn